Kendi tarihi öyküsü içinde bazen “Taht-ı Kadim”, bazen “Şehri Muazzam” bazen “Yeşil Tire” bazen “Evliyalar Diyarı”, bazen de  “Küçük Bursa” isimleri ile anılan Tire, tüm bu sıfatlarını bugün de insanların gönüllerine kadar sunmaktan geri durmuyor.

Birçok yer görmüş, birçok kitap okumuş olabilirsiniz. Ancak henüz Tireyi görmediyseniz sizin hâlâ bir yanınız eksik demektir. Siz de günün birinde kalabalık şehirlerin huzur ve estetikten uzak gündelik telaşından bir günlüğüne de olsa kurtulmak istediğinizde; Tireye uğrayıp, böyle hallerde ruhunuzu doyurabilecek pek çok şeyi görme ve elde etme şansına sahip olabilirsiniz.


Tarihi mekânları, parkları, mesire yerleri, yöresel yemekleri, ne ararsanız bulabileceğiniz salı ve cuma pazarları, dağlarında yetişen envai çeşit şifalı bitkileri ve günümüzde bile anlatılan ilginç efsaneleri ile Tire, gerçekten  “gizli bir cennet” gibi sizi bambaşka dünyalara sürükler…

Dünyanın en kaliteli incirinin Tirede yetiştiğini, Tire zeytinlerinin aranılan bir lezzet olduğunu, Güme dağlarından toplanarak özenle hazırlanan karadut ve nar şuruplarının şifa dağıttığını, Tire’deki kestane ve cevizlerin kokuları ile emsallerinden çok farklı olduğunu bilenler bilir; ama biz bilmeyenler için bir kez daha vurgulayalım istiyoruz....



Eğer siz, tarihin derinlikle-rinde kaybolmak isteyen birisiyseniz, Anadolu’da ilk defa yarım kubbe mimarisinin denendiği harika sanatlar ile donatılmış Yeşil İmaret Camii Zaviyesini, ahilik geleneğinin izlerini hala taşıyan Arasta ve Tahtakale meydanını, ilim irfan ışığı İbn-i Melek hazretlerinin türbesini dar; ama huzur verici Tire sokaklarındaki tarihi evleri ve konakları, dinlerin Tirede nasıl kardeşçe bir arada yaşadığını gözler önüne seren Derekahvedeki Şemsi Mescit ve hemen alt katındaki Ayazmayı, İspanya’dan tehcir edilerek Osmanlı Devletine sığınan Musevilerden Tirelilere miras kalan Karambol oyununun Türkiyede sadece Tirede bulunan ve halen aktif olan oyun sahasını görmek ve izlemek istersiniz diye düşünüyorum.



Tireye geldiğinizde özgün el sanatlarıyla da ilgilenmeniz size çok şey kazandıracak kanısındayız. Dünyada sadece Tirede dokunan orijinal beledi dokuma tezgahını izler iken son beledi dokuma ustası ile tanışmanız, Tirede yapılan keçelerin enfes motiflerini henüz işlenirken görmeniz, İstanbul’un fethinde gemilerin tepeden Haliç’e indirilmesi için Fatih Sultan Mehmet tarafından Tire’den sipariş edilen halatların yapıldığı urgan çarklarının başında halen çalışmakta olan son birkaç urgancı ile tanışmanız, el emeği göz nuruyla yapılan harika telli nalınları hemencecik ayağınıza giymeniz, semercilerle, kalaycılarla, ahşap ustaları ile doyumsuz sohbetler yapmanız ve dahası,  bir su kabağından nasıl harika sesler çıkaran bir müzik aleti yapıldığına şahit olmanız herhalde kolay kolay unutabileceğiniz bir anılar zinciri olmayacaktır sizin için… 



Tüm bunlarla ilgilenmek size tatlı bir yorgunluk da verebilir nihayetinde…

İşte o zaman size, Akçaşehir Köyündeki Değirmen Restaurantta bir cennet bahçesini andıran eşsiz doğal güzelliklerin kucağında Tire’ye özgü yöresel lezzetleri tatmanızı ve envai çeşit çiçek kokularına bezenmiş tertemiz dağ havasını içinize çeke çeke bir yorgunluk kahvesi içmenizi öneriyoruz. 








Tire’ye Şimdiden Hoş geldiniz.